0328 814 35 92

Sıkça Sorulan Sorular

Anasayfa → Sıkça Sorulan Sorular

Ağız kokusunun başlıca nedeni diş ve diş etindeki sorunlardır. Eskimiş kaplamalar, çürükler, dişeti hastalıkları ağız kokusuna neden olan sorunlardandır. Tedavisi mümkündür.
Farklı diş beyazlatma yöntemleriyle beyazlatılan dişler bir kaç yıl beyaz kalır. Fakat bu süre kişiden kişiye değişir. Yeme-içme alışkanlıkları, sigara kullanımı ve fırçalama alışkanlığı dişlerin beyaz kalma süresini etkiler. Beyazlatma güvenli midir yoksa dişlere zarar verir mi? Diş hekimi kontrolünde yapılan beyazlatma uygulamalarının dişlerinizin sağlığına herhangi bir zararı yoktur.
Dişetlerindeki çekilme iltihaba bağlı kemik kaybı nedeniyle olabildiği gibi; kemik kaybı olmaksızın yanlış fırçalama ve kötü alışkanlıklar da, dişetinin çekilmesine ve kök yüzeyinin açığa çıkmasına neden olabilirler. Çekilmeler hassasiyet, kök çürükleri ve estetik sorunlara yol açabilmektedir. Etken belirlendikten sonra diş hekimi gerekli tedavi konusunda sizi bilgilendirecektir.
Dişlerdeki istenmeyen lekeler bazı yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, sigara kullanımı ve düzenli diş fırçalamama nedeniyle oluşabilir. Bu lekeler genellikle dişlerin yüzeylerinde oluşur. Az rastlanmakla birlikte, dişlerin oluşumu sırasında kullanılan bazı ilaçların da dişlerin yapısında leke oluşumuna sebep olduğu biliniyor.

Her 20 yaş dişinin ameliyat ile alınması gibi bir kural yoktur. Klinik ve radyolojik muayeneler sonucunda, diş çekiminin hangi yöntemlerle yapılacağına diş hekimi karar vermektedir. Her 20 yaş dişinin çekiminin zor olacağını düşünmek yanlıştır. Çekilmesi düşünülen 20 yaş dişinin konumu, boyutları ve şekli; normal bir diş çekimi ya da ameliyatla dişin alınmasına karar vermemizi sağlar.
Doğal sürme zamanları geldiği halde; çene kemiği içinde kalıp normal konumunu alamayan dişlere, gömülü dişler adı verilir. En sık olarak 20 yaş dişleri, bunları takiben de kanin (köpek) dişleri, sıklıkla çene kemiği içerisinde gömülü kalabilmektedir. Bazı durumlarda, gömülü kanin dişleri ortodontik tedavi ile olması gereken konumlarına sürdürülmektedir. Fakat bunun mümkün olmadığı ve/veya gömülü dişlerin diğer dişlere zarar verdiği ya da enfeksiyon ve patoloji kaynağı oluşturduğu durumlarda; çekilmeleri gerekmektedir.
Kanal tedavisi ağrıya neden olmaz; aksine ağrının giderilmesi için uygulanır. Kanal tedavisi yapılacak diş ve çevre dokular lokal anestezi ile uyuşturulur. Tedavi sırasında hasta ağrı hissetmez. Bununla birlikte bazı vakalarda hasta az da olsa rahatsızlık duyabilir. Bu problem yardımcı anesteziler yapılarak kolaylıkla aşılır.
Hastalığın en hafif formu olan gingivitis tedavi edilmediğinde dişi çevreleyen diğer dokuları da etkileyerek periodontitise dönüşebilir. Dişler üzerindeki plak yayılarak dişetinin altına doğru ilerler. Plak içerisindeki bakteriler çeşitli toksinler üretir. Bu toksinler, vücudun kronik iltihapsal yanıtını uyararak dişe destek olan dokuların ve kemiğin yıkımına neden olurlar. İltihaplanan dişeti dişten ayrılır ve cep şeklini alır. Hastalık çoğunlukla yavaş ilerler. Hastalık ilerledikçe cep derinleşerek kemik kaybı artar. Diş, desteğini kaybettiğinden sallanmaya başlar ve sonunda dişler kaybedilir. Dişlerinizde sallanma hissediyorsanız en kısa zamanda diş hekimine başvurunuz.

İmplant uygulaması genellikle iki aşamada gerçekleştirilir. Daha ileri cerrahi uygulama gerektirmeyen, standart bir implant uygulaması için ilk aşamada implant yerleştirilecek bölgeye lokal anestezi yapılarak bölgenin anestezisi sağlandıktan sonra dişeti dikkatlice kaldırılır. Daha önceden belirlenmiş olan kemik kalınlığı ve yüksekliğine uygun olarak implant için kemikte yer hazırlanarak yerleştirilir. İmplant uygulamasının ikinci aşamasında, implantın kemik ile bütünleşmesi için kemiğin durumuna ve uygulanan çeneye göre belli bir süre beklendikten sonra üzeri kapalı olan implantın üzeri açılarak dişi taklit eden kısım yerleştirilir ve protez işlemlerine başlanır.
İmplant titanyum veya alaşımlarından üretilir. Ağız sıvılarından etkilenmez ve ağız içerisinde oluşacak kuvvetlere dayanacak şekilde planlanmıştır. Bazı özel maddelerle kaplanan titanyumun doku dostu özelliği arttırılmış ve iyileşme süresi kısaltılmıştır.
Yüzey özellikleri konusunda yapılan araştırmalar, titanyumun doku dostu olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, implant üretiminde uzun süredir titanyum kullanılmaktadır. İmplantın vücut tarafından reddedilmesi, yani doku reddi oluşması söz konusu değildir. Fakat, iyileşme döneminde gelişen enfeksiyonlar ve hastalar tarafindan ağız hijyenine dikkat edilmemesi, fazla alkol ve sigara tüketimi gibi etkenler; implantın kemik ile birleşmesini engelleyebilir. Buna bağlı olarak implant kaybedilebilir. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve iyi bir ağız hijyeni sayesinde implantlarınızın ömrünü uzatabilirsiniz.
Genel sağlık durumu iyi olan, sağlıklı dişetleri ve çene kemiğinde implantları destekleyebilecek oranda kemik bulunan, iyi ağız bakımı yapan bireyler implant tedavisinde yüksek başarı oranına sahiptir. Bazı durumlarda kemiğin miktarı implant yerleşimi için yeterli olmaz. Eğer kemik kaybı fazla ise, ileri teknikler uygulanarak implant yerleştirilmesi için uygun alt yapı sağlanarak implantlar yerleştirilebilir.

Ortodontik tedavi her yaşta yapılır, ama her yaşın özelliklerine göre farklı tipte tedaviler uygulanır. Yenidoğan damak yarığı olan bir bebekte de, ortodontik tedavi gerekebilir; 60 yaşında dişeti çekilmesi nedeniyle dişlerinde düzensizlik oluşan bir bireye de, ortodontik tedavi yapılabilir. Ağızda hala süt dişlerinin olduğu dönemde, genellikle takılıp çıkartılabilen plaklar ile tedavi yapılırken; sürekli dişlerin ağızda olduğu bütün yaşlarda, dişlere yapışan sabit teller ile tedaviler yapılır.
Ortodontik teller ağızdayken dişlerin temizliğine her zamankinden daha büyük özen gösterilmelidir. Düz bir diş yüzeyini fırçayla temizlemek kolaydır. Ancak üzerine braket yapıştırılmış olan bir diş yüzeyi bakterilerin tutunacağı girintiler oluşturur. Buralara normal bir fırçanın girmesi çok daha zordur. Bu nedenle ortodontik fırça, arayüz fıçası, tek demetli dişeti fırçası gibi özel fırçalar ve bunlara ek olarak telin altından geçirilebilen ucu sert diş ipi, ağız duşu, florid oranı yüksek macun ve ağız bakım suları kullanılır.
Kanal tedavisi tekrarlanabilen bir işlemdir. Tedavinin başarısızlığı halinde; kanal dolgusu çıkartılır, kök kanalları başarısızlık nedenleri göz önünde bulundurularak tekrar şekillendirilir, dezenfekte edilir ve doldurulur. Kanal tedavisi tekrarı (retreatment) daha karmaşık bir işlemdir. Tedavi öncesinde hastalara olasılıklar detaylı olarak anlatılır. Tedavi tekrarı sırasında karşılaşılabilecek problemlerin çözümünde mikroskoplardan, büyüteçlerden ve bu işlem için özel olarak üretilmiş aletlerden faydalanılır. Bununla birlikte restore edilemeyecek kadar hasarlı dişlerde, dişeti ve kemik desteğinin yetersiz olduğu veya problemin çözülmesinin mümkün olmadığı vakalarda alternatif tedaviler söz konusu olabilir.
Dişte kendiliğinden görülen ağrı,

Geceleri artan ve ağrı kesicilerle bile geçmeyen ağrı,

Soğuk, sıcak veya dişe temas gibi bir dış etkenle tetiklenen ağrının uzun süre devam etmesi,

Dişin etrafında, dişetinde ve/veya ilgili lenf bezlerinde görülen şişlik,

Dişin enfekte olması sonucu oluşan fistül veya dişte renkleşme.

Bununla birlikte, canlılığını kaybeden dişler herhangi bir şikayete neden olmayabilir. Bu durum, kanal tedavisi ihtiyacının olmaması olarak algılanmamalıdır.